hem istanbulu sevmek hem başka bir ülkeyi özlemek

 evet, tam başlığı attığım gibi; portekizdeki yaşamımı özledim. trafik yok, korna sesi yok, sokaklar tertemiz, kaldırımlar geniş, motor trafiği yok denecek kadar az ve kaldırımdan giden görmedim, gece de gündüz de güvenilir, kadrolu dilenciler var evet kontinentin önünde oluyorlar öğle ve akşam saatlerinde, sabah erken  ana caddedeler; neredeyse selamlaşacak kadar tanıdık birbirimizi, şarap ucuz kahve de ucuz, evet çoğu yerde bir espresso bir kadeh şaraptan pahalı, o da şöyle kahve en pahalısı 1 euro şarap ise hala 70-90 cent arasında kafenin müşteri seçimine bağlı. kasapta ingilizce bilen adam yok ama gerek de yok, etleri tanıyorum:) ikinci el mağazada çalışan kamila çok tatlı bir genç kadın, sinyora olga ve kızı paula çok güzel kekler, nefis omletler yapıyorlar, öğle yemeklerinde bazan anlaşamıyoruz, kimiz zaman çok yağlı oluyor etler, ondan anlaşamıyoruz işte ama o kadarı kadı kızında da olur be deyip a.nın tabağına sarkıyorum. mutlulukla paylaşıyor yemeğini benimle. kaldığımız konukevi tertemiz ve güvenli, kartla giriş var ve biz hep kartı unutmaktan korkuyoruz. daha önce 3-4 kez unutmuşluğumuz var çünkü, gecenin bir vakti sara hanımı aramak şifre almak falan bizi rahatsız ediyor. dikkatli davranıp unutmadık bu sefer. 


trenle ulaşım ve seyahat harika! uzak şehirlere gitmek için sabah 5.30- 6.00 gibi kalksak bile benim adını grandma koyduğum kahve açık oluyor, birer espresso yuvarlayıp kahvaltı edip trene yetişiyoruz; beş dakikada! old townda artık çok zaman geçirmiyoruz, çünkü göreceğimiz pek bişey kalmadı. a.ya kalsa hiç inmez oraya kadar istasyon ve civarı yetiyor adama:) pablo çok güzel pizzalar yapıyor, tatlı ya da rissois istediğimde anna kaş göz ederek hangisinin o gün yapıldığını anlatıyor:) pampiş adını taktığım köyde zulmira hanımın barı ve lokantası her zaman favorimiz. fortaleza'nın yemekleri ve ızgarası çok iyi ama patron kadın biraz sinirli, kızı ana ile sıkça tartışıyorlar bazan da öğle servisinde aceleyle atıyor çatalı bıçağı, ben de ona sert bir bakış! portodaki arkadaşımız vitor ile saat altıda adını eczane koyduğumuz barda buluşup onlar tintolarını ben brankomu yuvarlıyoruz. köylerde bazan tek restoranı arayıp bulup nefis yemekler yiyoruz. bazan da bulamıyor çantadaki meyveye sandviçe kaldığımız zamanlar oluyor:) yiyoruz, içiyoruz, geziyoruz, siyasetten ve hayattan konuşup çok gülüyoruz çok kavga ediyoruz. 


yaşam çok ulaşılabilir portugalda, özellikle bizim yaşadığımız aveiro'da. 

çok özledim! 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

serin başkaldırı: yaz tatiline meydan okuyan yolculuk

ranchero; şehrin meksikalısı

Hem Damağınıza Hem Dimağınıza Hitap Eden Tavsiyeler