serin başkaldırı: yaz tatiline meydan okuyan yolculuk
yaz tatili denince aklınıza ne geliyor? sıcaktan bunalmış kalabalıklar, üç yıldızlı/yıldızsız otellerde konforsuz geceler, sahilde bağıra çağıra koşuşturan çocuklar ve kumu üstünüze sıçratan tatilciler mi? valla, ben bu klişelerden sıkıldım! yirmili yaşlarımdan kırklı yaşlarıma kadar sahillerde geçirdiğim sayısız yaz tatilinden sonra, bir bayram tatilinde (emekli olmamıştım henüz) bodrum’un küçücük limanında, güneşin altında gümrük kuyruğunda terlerken kendime sordum: “neden bu eziyeti çekiyorum ki?” o an, yaz tatili anlayışımı tamamen değiştirdim. iklim krizinin kavurucu gerçekliği bir yana, artık sahillerin kaosu, kalabalığı ve sıcağı bana hitap etmiyor. zamanımı özgürce kullanabileceğim bir hayat kurdum; ekonomik altyapımı hazırladıktan sonra istediğim zaman, istediğim yere gidebilecek özgürlüğüm var. çok büyük bir servetim olmasa da, zamanım var ve bu bana yetiyor! artık yazları sıcak destinasyonlara veda ettim. bu yaz, serin bir coğrafyada, yağmurun hafif çiselediği sokaklar...