Günaydın! Dün gece 4 yaşındaki yeğenim ile aynı saatte uyudum:) saat 10'da, sonraki gelişmeleri yapay zekaya sordum ve onun yardımıyla yazdım bu yazıyı.
Dün gece saat 22.00’den sonra dünya ve memleket epey hareketliydi. Sosyal medyada Instagram’ın “Teen Accounts” muhabbeti ortalığı karıştırdı; gençler için yaş sınırı getirip “dur bakalım sen 18 misin?” diye soracaklar, ama herkes “yok mu bunun bir bypass’ı?” modunda. Sırrı abinin kalp krizi sonrası yoğun bakımda olması yürekleri ağza getirdi, herkes dua ve iyi dilek peşinde. Ekonomiye İhlas Holding’in Kırgızistan’da 7 milyar dolarlık devasa bir toplu konut projesi damga vurdu; “oraya mı taşınsak?” dedirtti. Dünyada ise Lyrid meteor yağmuru gece gökyüzünü şenlendirmeye devam ediyor, romantikler teleskop başında. Ekonomi cephesinde enflasyonun yavaş yavaş ineceği, dış dengelerin toparlanacağı konuşuluyor; yani umut var, ama cüzdanlar hâlâ temkinli. Velhasıl, dünya dönüyor, biz Portekiz mutfağına yelken açalım, lezzet peşinde koşalım!
***
Bifana: Sandviçin Portekiz Hali (Bifana)
Bifana, benim gönlümün efendisi, Portekiz’in sokak lezzeti kralı! İnce ince dilimlenmiş et, baharatlı bir marinatta yüzer, sonra yumuşacık bir ekmekle buluşur. Üzerine biraz hardal ya da piri piri sos oh mis! Her lokmada “Bir tane daha yesem mi?” diye düşünüyorsun. Özellikle Porto / Campanha tren istasyonunda Astro'da yediğimiz bifana, yediklerimizin en iyisiydi. O sulu eti, çıtır ekmeği ve hafif baharatıyla resmen bir şaheser. Yolunuz düşerse, o tezgâha uğramadan geçmeyin, sonra pişman olursunuz!
Astro'yu sizin için araştırdım;
Porto Campanhã tren istasyonunun tam karşısında yer alan O Astro Cervejaria Petisqueira, 1979 yılında Albino Rocha tarafından kurulmuş ve adını o dönemde Portekiz’de popüler olan bir Brezilya dizisinden almıştır. Albino’nun kardeşi Armando’nun da katılmasıyla büyüyen bu mekan, özellikle bifana (domuz etiyle yapılan baharatlı soslu bir sandviç) ile ünlenmiştir ve Porto’nun en iyilerinden biri olarak kabul edilir. Aile sırrı olan soslarında sarımsak, zeytinyağı, şarap, bira, domates, kırmızı biber ve acı biber gibi malzemeler kullanılır; bazı müşteriler defne yaprağı ve karabiber notaları da fark eder. Menüde bifananın yanı sıra caldo verde (patates, lahana ve sosisli geleneksel çorba), rissois (et dolgulu kızarmış hamur işi), pane domuz eti ve taze haşlanmış tavuk taşlığı gibi seçenekler bulunu
Pastel de Nata: Minik Mutluluk (Pastel de Nata)
Portekiz’e gidip pastel de nata yemeden dönmek, Paris’te Eyfel Kulesi’ni görmeden dönmek gibi bir şey. Bu küçük, altın sarısı tartlar, kremsi vanilya dolgusu ve çıtır milföy hamuruyla kalbinizi çalar. Üzerine biraz tarçın serpip kahveyle yediğinde, “Minik bir tatlı nasıl bu kadar lezzetli olabilir?” diye düşünüyorsun. Belém’deki orijinal Pastéis de Belém’de yıllar önce yemiştim, ama herhangi bir pastanede bile bu minik mutluluk tatlılar insanı eder. Tek tehlike: Bir oturuşta beş tane yeme riski!
Dobrada: Cesaret İsteyen Lezzet
Dobrada, Portekiz’in “ya sev ya terk et” yemeği. İşkembe, fasulye ve bol baharatla hazırlanan bu yemek, ilk bakışta “Eee, bu ne ki?” dedirtse de, bir kaşık alırsan fikrin değişebilir. Yoğun, doyurucu ve baharatlı sosuyla tam bir kış yemeği. Yerel bir taberna’da, bir kadeh kırmızı şarapla deneyince ortam bile şenleniyor. Cesaretini topla, bir şans ver; belki yeni favorin olur! Benim deneyimimi anlatayım sana;
Bakın, ben fasulye severim; kuru fasulyeyi daha çok severim, pilakiye de bayılırım ama işkembeye mesafeliyimdir. Fakat bir gün öyle yorgun ve bitkin bir haldeydim ki, menüdeki yemeklere bir göz atınca diğerleri bana çok basit geldi. “Hadi,” dedim kendi kendime, “cesaretimi toplayayım da dobrada söyleyeyim.” Siparişi verdim. Garcia ise bu seçimimden mutsuz olabileceğim konusunda beni uyardı ama fikrimi değiştirmeyince, “O zaman tavuk söyleyeyim,” dedi. “Beğenmezsen tabakları değişiriz,” diye ekledi. Ah, benim düşünceli sevgilim! Neyse, dobrada geldi. Yanında pilav diyemeyeceğimiz, haşlanmış bir pirinçle servis ediliyor. Pirinci tabağa yaydım, işkembe parçalarını pas geçip o kaymak gibi pişmiş fasulyeleri ekleyip yemeye başladım. Haha, bir de karabiber ve piri piri sos ekledim! Evet, bu yemek bünyemi toparladı ve modumu yükseltti. Garcia inanamaz gözlerle bana bakıyordu. Diğer arkadaşımız ise, “Biraz daha söyleyelim mi?” diye inceden dalga geçti benimle. Ama o gün dobrada yemiştim, hem de fasulyenin hatırına! :)
Caldo Verde: Kucaklayan Çorba (Garcia'nın favorisi)
Caldo Verde, Portekiz’in sıcacık, iç ısıtan çorbası. Lahana, patates ve bazen chorizo sosisiyle yapılan bu yeşil güzellik, hafif ama doyurucu, basit ama leziz. Köy evlerinde ya da şık restoranlarda karşına çıkabilir; her yerde aynı samimiyetle sunulur. Bir dilim mısır ekmeğiyle dene, miden bayram eder!
Garcia bu çorbayı çok seviyor; bifana yedikten sonra bir kase de bundan söylüyor. Bense çorba içmektense bir bifana daha yemeyi tercih ederim. Bifananın peynirli gibi çeşitleri de var ama ben klasikçiyim.
Portekiz mutfağı hakkındaki yazıları bitirmek istiyorum artık. Bundan sonra mekânlar ve köyler hakkında yazacağım!
Yorumlar
Yorum Gönder