serin başkaldırı: yaz tatiline meydan okuyan yolculuk

 yaz tatili denince aklınıza ne geliyor? sıcaktan bunalmış kalabalıklar, üç yıldızlı/yıldızsız otellerde konforsuz geceler, sahilde bağıra çağıra koşuşturan çocuklar ve kumu üstünüze sıçratan tatilciler mi? valla, ben bu klişelerden sıkıldım! yirmili yaşlarımdan kırklı yaşlarıma kadar sahillerde geçirdiğim sayısız yaz tatilinden sonra, bir bayram tatilinde (emekli olmamıştım henüz) bodrum’un küçücük limanında, güneşin altında gümrük kuyruğunda terlerken kendime sordum: “neden bu eziyeti çekiyorum ki?” o an, yaz tatili anlayışımı tamamen değiştirdim.

iklim krizinin kavurucu gerçekliği bir yana, artık sahillerin kaosu, kalabalığı ve sıcağı bana hitap etmiyor. zamanımı özgürce kullanabileceğim bir hayat kurdum; ekonomik altyapımı hazırladıktan sonra istediğim zaman, istediğim yere gidebilecek özgürlüğüm var. çok büyük bir servetim olmasa da, zamanım var ve bu bana yetiyor! artık yazları sıcak destinasyonlara veda ettim. bu yaz, serin bir coğrafyada, yağmurun hafif çiselediği sokaklarda, nefis bir serinlikte gezdim. işte bu seyahate “serin turizm” adını verdim. bu, sadece bir tatil değil, bir yaşam tarzı!
artık yazlarımı kalabalık plajlardan uzak, şehirlerin ruhunu keşfederek geçiriyorum. bodrum’u, yunan adalarını, okyanus kıyısındaki o şirin köyleri elbette seviyorum. ama yazın o çocuklu aile kalabalığı, kumsalda koşturup kumu üstüme sıçratan minikler, bağırış çağırış… kusura bakmayın, bu benim tatil anlayışım değil! daha fenasını da gördüm sahillerde, ama kibar bir blog yazısı yazıyoruz, değil mi? detaylara girmeyelim.
çocuklu aileler sahilleri doldurmaya devam etsin, onlara mutluluklar. biz çocuksuzlar, yazın az tercih edilen, serin destinasyonlara kaçalım! şehir turizmi, sırt çantasıyla özgürce gezmek, tarihi sokaklarda kaybolmak… işte bu benim yeni seyahat tarzım. üstelik ekonomik boyutu da cabası. yani letonya gezim şu anda bir bodrum tatilinden çok daha uygun bir fiyata geldi ve evet terlemeden ferah ferah gezmek zaten paha biçilemez bir şey benim için. evet, çocuksuz, sakin, lüks butik oteller var, ama çoğu bütçemi aşıyor. o yüzden yaşasın serin şehirler, yaşasın sırt çantalı maceralar!
seyahat felsefem artık net: yazın sıcaktan kaç, serinliği kucakla. sezon sonunda canım isterse güneye iner, bir-iki gün güneşlenirim. ama asıl tatil? o, serin bir rüzgârın yüzümü okşadığı, kalabalıkların uzağında, özgürce gezdiğim anlarda. seneye planım büyük: norveç, isveç, isviçre üçlemesi ile üç ay boyunca serin kaçışımı taçlandırmak. siz de bu felsefeye katılmaya ne dersiniz? kalabalıktan uzak, serin bir yaz hayal edin. işte o hayal, serin başkaldırı!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ranchero; şehrin meksikalısı

Hem Damağınıza Hem Dimağınıza Hitap Eden Tavsiyeler