Kayıtlar

Ocak, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

cumartesi klasikleri ve keşifler

Resim
 cumartesiler benim organik pazar günüm. yürüyerek 45 dakikada varıyorum. bugün az sayıda tezgah açıktı hava şartlarından dolayı. biraz salatalık malzeme ve sarımsak alıp bomontiada'ya gittim. hem bi kahve içerim dedim hem de açılış aşamasını bildiğim kore mutfağına bi uğrarım diye.                                         acı tatlı soslu tavuk parçaları  ve yanında bir kadeh shiluh beyaz. tavuklar leziz, şarap gayet güzeldi. çalışanlar ilgili ve güler yüzlü, servis gayet güzeldi. ben sevdim Seoul Kitchen'ı; pazara gittiğim zaman uğrarım artık bir kadeh shiluh içmek için bile olsa, çünkü bu şarap markasını uzun zamandır biliyor ve takip ediyorum.  bomontiada'yı biliyorsunuz, kahvecisi, biracısı (popülist), ara güler müzesi, meyhanesi kiva ile şehrin göbeğinde adıyla müsemma bir ada; bir çok tercihe cevap verebilen bir kompleks. tabii ki ferit abinin:)))  mekan çok ...

hem istanbulu sevmek hem başka bir ülkeyi özlemek

 evet, tam başlığı attığım gibi; portekizdeki yaşamımı özledim. trafik yok, korna sesi yok, sokaklar tertemiz, kaldırımlar geniş, motor trafiği yok denecek kadar az ve kaldırımdan giden görmedim, gece de gündüz de güvenilir, kadrolu dilenciler var evet kontinentin önünde oluyorlar öğle ve akşam saatlerinde, sabah erken  ana caddedeler; neredeyse selamlaşacak kadar tanıdık birbirimizi, şarap ucuz kahve de ucuz, evet çoğu yerde bir espresso bir kadeh şaraptan pahalı, o da şöyle kahve en pahalısı 1 euro şarap ise hala 70-90 cent arasında kafenin müşteri seçimine bağlı. kasapta ingilizce bilen adam yok ama gerek de yok, etleri tanıyorum:) ikinci el mağazada çalışan kamila çok tatlı bir genç kadın, sinyora olga ve kızı paula çok güzel kekler, nefis omletler yapıyorlar, öğle yemeklerinde bazan anlaşamıyoruz, kimiz zaman çok yağlı oluyor etler, ondan anlaşamıyoruz işte ama o kadarı kadı kızında da olur be deyip a.nın tabağına sarkıyorum. mutlulukla paylaşıyor yemeğini benimle. kaldığ...

istanbulda yaşamak

Resim
istanbulda yaşamak sürprizli ve her zaman yeniliğe açık. evden bi kahve içeyim diye çıktığınız zaman bile sürekli yeni açılan bir yeri keşfetmek aslında bir istanbul normali. bugün mesela evime yakın kanyon'a gittiğimde dışarıdan daha renkleri ile bir patisserie dikkatimi çekti, aaaaa yeni burası deyip girdim içeriye. evet, yeni; patisserie de pera. çok şık, önce bunu söylemeliyim. aralık ayında açılmış ve evet pera palace otel'in patisserie'si. şehrin bu tarafına açılmak istemişler, iyi yapmışlar.  kahveler nefis, pastalar daha nefis! ve uyarayım sizi pastaları bir kişi bitirmek zor, ben bitiremedim. paylaşmak iyi fikir. ekip çok iyi, kahve siparişi alınırken süt tercihiniz soruluyor. benim laktoz vb. seçimim yok; düz latte ya da espresso.  latte pastayla iyi olur diye düşünüp söyledim. fincana ayrı bayıldım. valla ne diyeyim, önce pasta & kahve yapın sonra benim gibi bir espresso yuvarlayın ve  ıslık çala çala çıkın mekandan:)))  oradan çıkınca remzi kitabevi'n...